Skip to content
Yazı Renkleri
Bulunduğunuz sayfa: ANASAYFA arrow Haberler arrow IV. ULUSLARARASI ADAM KONFERANSI
IV. ULUSLARARASI ADAM KONFERANSI Yazdır

Image

INTERNATİONAL SYMPOSİUM ON PAST, PRESENT AND FUTURE OF TURKİSH-ALBANİAN-MACEDONİAN RELATİONS

IV. ULUSLARARASI ADAM KONFERANSI BU YIL 27-29 MAYIS 2011 TARİHLERİ ARASINDA, ANKARA DÜŞÜNCE VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (ADAM) İLE ULUSLARARASI BALKAN ÜNİVERSİTES'NİN ORTAK ORGANİZASYONU VE TİKA'NIN DESTEĞİ VE ESDER ESNAF VE SANATKARLAR DERNEĞİNİN  KATILIMI İLE MAKEDONYA’NIN BAŞKENTİ ÜSKÜP VE KOSOVA’NIN BAŞKENTİ PRİŞTİNE’DE GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR.

27 Mayıs 2011 günü Üsküp’te özellikle Türkiye, Arnavutluk ve Makedonya ilişkileri bağlamında çeşitli konularda 23 tebliğin sunulduğu dört oturum gerçekleştirilmiş, oldukça verimli geçen bu oturumların ardından 28-29 Mayıs günlerinde önceden sunulan tebliğlerin ışığında iki “Beyin Fırtınası” oturumu düzenlenmiş, böylece sempozyuma katılan bütün konuşmacılar ortaya konulan konularla ilgili görüş, değerlendirme ve eleştirilerini paylaşma fırsatı bulmuşlardır. Türkiye ile Balkanlar arasındaki tarihi, siyasi, ekonomik, kültürel ve bilimsel ilişkilerin geçmişinin, bugünün ve yarınının geniş bir şekilde değerlendirildiği bu önemli faaliyetin önümüzdeki yıllarda da sürdürülmesi düşünülmektedir. Bu çerçevede;

1. Türkiye ve Balkan ülkeleri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik girişimler olabildiğince hızlandırılmalı ve artırılmalıdır. Bu bağlamda sadece Müslüman unsurlarla değil, bölgedeki diğer dini ve etnik unsurlarla da geniş ilişkiler kurulmalıdır.

2. Bu tür uluslararası bilimsel toplantılarda katılımcılıların ülkelere, dinlere ve etnik kimliklere göre dağılımı konusunda daha geniş bir yelpaze organizasyonun başarısında önemlidir.

3. Geleceği yeniden inşa etme iddiasında bulunan ve kavramlar üzerinden düşünen bilim insanlarının, bu tür toplantılarda siyasetçiler tarafından dile getirilemeyen hususları özgürce konuşabilmeleri önemli bir imkandır. Dolayısıyla önemli olan hiç bir konu “halının altına süpürülmeden” tartışılma imkanı bulmakta ve çözüm yolları üzerinde yeni fikirler ileri sürülebilmektedir.

4. Sempozyumda ağırlıklı olarak Türk, Makedon ve Arnavut milletlerinin tarihi ilişkilerinin geçmişi ve bugünü irdelenmiş, bu ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerin bugünü ve geleceği üzerinde durulmuştur. Balkan halkları arasındaki edebi, kültürel ve sanatsal ilişkiler konusundaki tebliğlerden ziyade bu konferansta gelecekte ekonomik ilişkilerin daha çok geliştirebilmesi ve bölgesel ekonomik ve ticari entegrasyonun sağlanması konusunda tarihsel birikim ve tecrübelerin önemine vurgu yapılmıştır.

5. Sadece bölgenin değil, dünyanın büyük bir değişim ve yeniden oluşum içinde olduğu böyle bir dönemde, sivil toplum kuruluşlarının birlikte yürüttükleri faaliyetlerin etkisi çok zaman devletler arası resmi faaliyetler kadar etkili olabilmektedir. Bu bakımdan ülkeler arasındaki sivil toplum faaliyetlerinin geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir.

6. Özellikle Balkanlar bölgesinde, çeşitli dini ve etnik gruplar arasında Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti konusunda yaşanan tarihi korkuları ve kaygıları bugüne taşımamak, Türklerin buralara yeniden geri gelmek ve hegemonya kurmak gibi bir dertlerinin olmadığını, aksine günümüzün değişen ve gelişen dünyasında ekonomik ve siyasi anlamda yükselen bölgesel bir güç olan Türkiye’nin, dünyanın pek çok bölgesinde olduğu gibi Balkanlarda da ekonomik, ticari, ilmi ve kültürel unsurlarıyla birikimlerini bölgeye ve komşularına aktarma sorumluluğu içinde geleceğin ortak inşaasında önemli rolü olabileceği vurgulanmıştır.

7. Sempozyumda Balkanlar üzerindeki Osmanlı etkisi değerlendirilmiş; bununla birlikte bölgede Osmanlı ile hesaplaşma sürecinin henüz bitmediği de bir gerçeklik olarak tespit edilmiştir.

8. Avrupa Birliği’ne girme sürecinde bulunan pek çok Balkan ülkesinde hala değerler üzerinden şiddetli çatışmalar yaşanmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu hakimiyeti altında bir arada yaşama tecrübesi geçirmiş bulunan Balkan halklarının etnik ve dini değerler yüzünden son yüzyılda yoğun bir ayrışma içine girdiği görülmektedir. Bu bakımdan bölge halklarının temel haklarını kazanmaları, farklı kimliklere saygı göstermeleri, özgürlük, refah ve güvenlik elde etmeleri için Avrupa Birliği kriterlerine uygun bir sosyal ve siyasal yapılanmaya gitmeleri gerekmektedir.

9. Balkanlarda her etnik kimlik, diğer etnik kimlikleri kendisi için potansiyel bir düşman olarak görmekte ve kendi dünyasını kendi etnik değerleri üzerinden inşa etmeye çalışmaktadır. Buna bir de dini semboller (kilise-cami, haç-hilal gibi) üzerinden yürütülen kültürel ve ideolojik çatışmalar eklendiğinde karşımıza hiç de hoş olmayan ve yakın gelecekte neye mal olabileceği önceden hesaplanamayan tehlikeler çıkma ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.

10. Balkanlarda sıradan halkın anlayışıyla, elitlerin ve entelektüellerin anlayışları arasında ciddi farklılıklar ve ihtilaflar bulunmaktadır. Avrupa Birliği’nin bu bölgeye ne tür olumlu veya olumsuz katkılarının olabileceği konusunda toplumsal bir mutabakat bulunmamaktadır. Avrupa Birliği bölgede daha çok ekonomik bir yapılanma olarak görülmekte, ancak Birliğin militarizmi, ulus devletçiliği ve milliyetçiliği çözmek, zayıflatmak ve zamanla yok etmek için öngördüğü ölçütleri yeterince itibar görmemektedir.

11. Yüzyıllara varan tarihsel bir gerçeklik olarak Avrupa coğrafyasında çatışma ve savaşların sonlanması anlamında Avrupa Birliği bir barış projesi olup kendi içinde başarıya ulaşmış olarak değerlendirilebilir. Avrupa Birliğinin yeni hedefi bu barışı öncelikle Balkanlara, ardından da Ortadoğu bölgesine yaymaktır. Dünya barışının önemini kavrayan Avrupa Birliği çok ulusluluğu ve çeşitli unsurların bir arada yaşamasını desteklemektedir. Bununla birlikte Avrupa Birliği içinde hızla yayılan ve yükselen bir “İslamofobia” olgusu da mevcuttur. Özellikle Türkiye’nin bu olumsuz imajı yok etmek için çaba göstermesi gerekmektedir. (Toplantıda Avrupa Birliği konusunda katılımcılar arasında tartışma çıkmış, bazı katılımcılar Avrupalıların Müslüman halklar konusunda samimi olmadıklarını, AB’nin kendi içinde büyük zaafları olduğu ve gereğinden fazla idealize edilmemesi gerektiği vurgulanmıştır.)

12. Slavlar arasında derin sorunlar bulunmaktadır. Bunlardan bazıları uluslar arası sorunlar olup henüz bir çözüme kavuşturulamamıştır. (Örneğin Yunanistan Makedon kimliğini tanımamakta, Bulgarlar, Sırplar, Arnavutlar arasında dini ve etnik sorunlar bulunmakta, Sırpların kilise üzerindeki etkisi sürmektedir. Arnavutlar Makedonya’da elde ettikleri bütün haklara rağmen hala üçüncü sınıf vatandaş muamelesi görebilmektedirler.)

13. Balkanlardaki Müslüman Türk azınlıkların varlığı da Balkan ülkeleri adına bir başka önemli sorunu teşkil etmektedir. Türkiye’nin Balkanlarda yaşayan Müslüman azınlıklara sahip çıkması zaman zaman bölgede rahatsızlıklar yaratmış ve gereksiz korkulara sebep olmuştur. Arnavutluk’ta genç nesiller üzerinde yoğun bir Osmanlı ve Türk korkusu yaratılma çabası gözlenmektedir.

14. Türkiye’nin bölgeyle siyasal ilişkileri son dönemlerde önemli gelişmeler gösterdiği halde ekonomik ilişkiler aynı oranda gelişmemektedir. Örneğin Makedonya’nın varlığını dahi kabul etmeyen Yunanistan, Makedonya’da en fazla ticari iş yapan ülkeler arasında yer almakta ve ekonomik ağırlığı giderek artmaktadır.

15. Balkanlar Türkiye’nin en yakın akraba toplulukları ve ülkelerinden oluşmaktadır. Türkiye’nin Balkanlardaki siyasi, kültürel ve ekonomik anlamdaki işbirliğine daha etkin bir şekilde katılımı bölgedeki halkın en önemli beklentisidir. Siyaset kurumları arasındaki iyi ilişkilerin geliştirilmesinin önemi açık olmakla birlikte, sivil toplum kuruluşları, ticari ve ekonomik kurumlar yanında  bilim yuvaları üniversitelerin de bölgenin sahip olduğu enerjinin sinerjiye dönüşmesinde önemli bir rol oy üstlenebileceği açıktır.

Bu konferansla, daha güzel bir gelecek için bölgesel düzeydeki iyi siyasi ilişkilerin geliştirilmesi kadar ilmi, kültürel ve ekonomik işbirliğinin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Ve bu konferansların yılda bir yerine en az iki kez yapılma imkanlarının araştırılması ve gerçekleştirilmesi zarureti ortaya çıkmıştır.

 

 

 

 
KDS Konsepti | COMPETAN Bilgi Teknolojileri | Profesyonel Web Projeleri - Web Tasarım - Hosting - Alan Adı Tescili - Köy Dernek Sitesi - Köy Sitesi - Dernek Sitesi -  - Köy Dernek Web Sitesi - Köy Web Sitesi - Dernek Web Sitesi - Kişisel Web Sitesi - Şirket Web Sitesi - Kişisel Site - Şirket Sitesi - Şahıs Sitesi - Şahıs Web Sitesi